Sıla & Tarkan

Gri duvarları dökülmüş ve küf lekesi olmuş duvarları olan yarım kalmış bir apartmanın, bilmem kaçıncı katındaki camları tuglali kalmış biran bir inşaat odası düşün.
İçeri kapı denmeyen fakat ayrılmış olan yerden geçtiğini sonrasında meraklı gözlerle ayakta dikilip ortamı incelediğini düşle şimdide. Bir yandan akşam vaktinin maviliğinin gri duvarları daha da koyulaştırdığını ve açık olan yerden usulca yüzüne rüzgarın çarptığını hisset. Odanın tam ortasında yanan küçük bir tüp ve üstünde is yanıklarının olduğu eski, bakir bir tava.  İyice sıcaklamış ve çok kızgın. Tereyağı atıyorsun ve cosssss sesi sarmalıyor kulaklarından geçerek ruhunu.  Dinlerken birden izlemeye başlıyorsun nasıl eridiğine. İlk kızgınlıktaki eriyip yanan sıvılaşma,  sesini kısarken cızıltıların rengine bırakıyor geri kalan şovunu . Pıtır Pıtır ederken aynı zamanda hafif kırmızı siyah yanık yağ başlıyor eridikçe sarıyla kaynaşmaya.  Koyu sarı kalıyor ve silahları çoğalıyor....
İşte böyle hissettiriyorsunuz bana !  Rahatlamis bir yağ gibi...
Sözlerinizi anlamak ve sesinizi duymak böyle rahatlatiyor benligimi.  Sanata ait olan yureklerinizin hayranıyım. Benligimle kaldigimda dert ortaklarim.
Tabi kendime ara bırakıp gerçeklere dönünce, tıpkı ateşi kapanan ve tencerede bırakılan yağ gibi donuyorum tekrar.  Etraf zifiri.  Cevaplar sorulardan daha çok. 
Yureklerinizle ışık tuttuğunuz için teşekkürler.

Sıla & Tarkan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YUVAMA- bİR öMÜR-

kENDİME VE sEVDİKLERİME mEKTUPLAR yAŞ 39’ uma

iÇTEN gELENLER- gÜNLÜK - 06.12.2025