Kayıtlar

kIRKKKKKK :)

Taaa derinlerimde bir yerden, hatta içimden git gide genişliyormuş gibi hissediyorum şu son birkaç günde. 3 gün evvel kırkıma bastım. Her doğum günümde yazdığım gibi, bugün de yazıyorum kendime. İçimde kördüğüm olmuş nice zincirleri koparmaya başladığımda, gerçek ben olan kendime kulak verdiğimden sonrasından, şimdiye kadar olan geçen süreçteki şu andaki kendimden gurur duyuyorum. Bazı insanların küstahlık sayabileceği, bazı insanların da hak verebileceği bu cümleyi kendime söylediğim için de gurur duyuyorum. Kendi kendime hep söylendiğim ya da hem konuşup hem de cevap verdiğim zamanlarımın doğrultusunda gidip geliyorum ben de herkes gibi. Bir anne olmak, bir eş olmak, bir evlat, bir teyze, bir kuzen olmak çok güzel. Sevdiklerinle birlikte geçirilen anlar çok kıymetli. İşte bu kıymetliliktendir ki; yaşanılan bunca güzel anların büyüsünü unuttuklarını ve sadece kendi gözlüklerinden baktıklarını görmek, özellikle bu sene, beni incitti. Şu anki yaşadığım mutluluğa, huzura çok sevi...

tEŞEKKÜRLER ; yUVAM'a

 Bir yürek kaç yürek sever hayatı boyunca hiç düşündünüz mü? Ailesi, arkadaşları, dostları, çiçekleri, hayvanları, denizi, kardeşini, öğretmenini, çocuğunu, kendini, bir eşyayı ,komşusunu,  sevgilisini, eşini...  Peki bir yürek aynı yüreği kaç defa yeniden sevmeyi öğrenebilir? Asıl soru belki de şudur? O, her defasında sevmeyi öğreten yürek her defasında nasıl bunu başarır? Bunu affedecek kadar sevebilen bir yürek olur?   Son zamanlarda yaşanan tarifini bile yapamadığı duyguların tam da içinde iliklerime kadar hissederek yaşamanın sarhoşluğunda ruhum. Mayhoşluğunda tüm bedenim. Doruklarında dokunmalarım. Doyumsuzluklarda öpüşmelerim. Bütünleşmelerde sevişmelerim.   Yaşamış olduğum ilişkilerimin aslında hiçte yaşanması şart olan ilişkiler değilmiş gibi düşüncesi bu aralar bana benliğimi sorgulatmaka. Gerçekten hani ''o gün'' dediğimiz güne dönsek diye dönüp dönüp soruyorum. Sonra da tüm bu yaşanılan şeyler yaşanmamış olsaydı o zamanki ben nasıl olurdu d...

iÇTEN GELENLER- Mutluluğun Sessiz Tanımı

  Mutluluğun tanımı nedir, diye sorsak kime ne cevap alırız? Birçoğu “sağlık” der; konuşabilmenin, koklayabilmenin, doya doya yemek yemenin ya da bir yudum su içebilmenin kıymetini hatırlatır. Doğrudur da. Peki kaçımız “huzur” kelimesinin içindeki gerçek ağırlığı bilerek nefes almaya devam ediyor? Ne acıdır ki çoğu insana mutluluğu sorduğumda, bir evle, bir arabayla ya da bankada biriken rakamlarla tarif eder. Oysa maddi dünyanın tüm bu parıltılı zırvalıklarında yoktur mutluluğun gerçek karşılığı. Çünkü mutluluk, beton duvarlarda değil; insanın kalbinde, zihninde ve ruhunda filizlenen sessiz bir hâl durumudur. Aslında insan kalbinin derinliklerinde aradığı en temel duygu, sevgidir. Sevgi; mutluluğun en eski, en sessiz ve en güçlü mimarisidir. Ne tuhaftır ki, bunca sevgiye aç ruh bu çağrıyı duyar fakat çoğu zaman duymazlıktan gelir. Oysa mutluluk çoğu zaman büyük olaylarda değil, “basit an”ların içinde saklıdır. Uçsuz bucaksız bir maviliğe dalıp gitmekte… Hafifçe yanağa değen...

ŞİİR- aNLADIM

Seninle anladım… Bir insanın kalbine dokunmak, aslında kendi kalbine yeniden ulaşmakmış. Aşk bazen büyük sözlerde değil… İki ruhun aynı anda usulca birbirine yaklaşmasındaymış.”

İÇTEN GELENLER- bEN VE aYNAYA bAKAN bENİmLE...

Resim
  Bugün kendime yazıyorum. Uzun zamandır aynadaki kendimle konuştuğum kendime. Sizle biraz dertleşsem, bir de bi betimleme yapsam bana zaman ayırır mısınız? acaba benim yerime kendinizi koyar mısınız? Belki birazda kendinizden bir şeyler bulursunuz.                 Derdim ki çatı katı sıcak bir yuva, sevdiğim adamla koyun koyuna, yavrularımızla el ele, sevdiklerimle yürek yüreğe kocaman bir sofrada.                 Sevmenin ve sevilmenin tadını doyasıya çıkardığım, dokunmaktan kendimi alamadığım, yüreğimi yüreğine yaslayacak, tıpkı okyanustaymışçasına kendimi bırakacağım bir yürek, bir omuz…                 Mutlu olduğunda senin mutluluğundan bile mutlu olan, gözünün içine bakmaya kıyamayan, delisiye kıskanan ama bunu sadece aşk dolu bakışlarında saklayan, d...