Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

iÇTEN GELENLER- Mutluluğun Sessiz Tanımı

  Mutluluğun tanımı nedir, diye sorsak kime ne cevap alırız? Birçoğu “sağlık” der; konuşabilmenin, koklayabilmenin, doya doya yemek yemenin ya da bir yudum su içebilmenin kıymetini hatırlatır. Doğrudur da. Peki kaçımız “huzur” kelimesinin içindeki gerçek ağırlığı bilerek nefes almaya devam ediyor? Ne acıdır ki çoğu insana mutluluğu sorduğumda, bir evle, bir arabayla ya da bankada biriken rakamlarla tarif eder. Oysa maddi dünyanın tüm bu parıltılı zırvalıklarında yoktur mutluluğun gerçek karşılığı. Çünkü mutluluk, beton duvarlarda değil; insanın kalbinde, zihninde ve ruhunda filizlenen sessiz bir hâl durumudur. Aslında insan kalbinin derinliklerinde aradığı en temel duygu, sevgidir. Sevgi; mutluluğun en eski, en sessiz ve en güçlü mimarisidir. Ne tuhaftır ki, bunca sevgiye aç ruh bu çağrıyı duyar fakat çoğu zaman duymazlıktan gelir. Oysa mutluluk çoğu zaman büyük olaylarda değil, “basit an”ların içinde saklıdır. Uçsuz bucaksız bir maviliğe dalıp gitmekte… Hafifçe yanağa değen...

ŞİİR- aNLADIM

Seninle anladım… Bir insanın kalbine dokunmak, aslında kendi kalbine yeniden ulaşmakmış. Aşk bazen büyük sözlerde değil… İki ruhun aynı anda usulca birbirine yaklaşmasındaymış.”

İÇTEN GELENLER- bEN VE aYNAYA bAKAN bENİmLE...

Resim
  Bugün kendime yazıyorum. Uzun zamandır aynadaki kendimle konuştuğum kendime. Sizle biraz dertleşsem, bir de bi betimleme yapsam bana zaman ayırır mısınız? acaba benim yerime kendinizi koyar mısınız? Belki birazda kendinizden bir şeyler bulursunuz.                 Derdim ki çatı katı sıcak bir yuva, sevdiğim adamla koyun koyuna, yavrularımızla el ele, sevdiklerimle yürek yüreğe kocaman bir sofrada.                 Sevmenin ve sevilmenin tadını doyasıya çıkardığım, dokunmaktan kendimi alamadığım, yüreğimi yüreğine yaslayacak, tıpkı okyanustaymışçasına kendimi bırakacağım bir yürek, bir omuz…                 Mutlu olduğunda senin mutluluğundan bile mutlu olan, gözünün içine bakmaya kıyamayan, delisiye kıskanan ama bunu sadece aşk dolu bakışlarında saklayan, d...

İÇTEN GELENLER-çATI kATI mUTLULUK

  Birden karşılaşınca mutluluk diyarında, Gözlerine baktığımda seni değil, kendimi gördüm karşımda. Uzanamayacak kadar uzak sandığım o bağı hissettim sonra, Tam da kalbinin ortasında. Gözlerine doyamadığım yeşil ormanında sakladım kendimi, Ve sevgi taşları bir bir dizildi yüreklerimize. Hayal edersin ya hani; “sonsuz mutlulukla yaşadılar” diye… İşte o hayalin tam da içindeyim şu anda, Çatı katı mutluluk diyarında. Sevdiklerimizle güzel bir gün daha… Bazen yan yana olamasak da.

İÇTEN GELENLER-Bir Neslin Sessiz Hikâyesi

Bir Neslin Sessiz Hikâyesi Sonsuza dek mutlu yaşadılara inanarak büyüdük biz… Zamanın içinde savruldukça, içimizdeki çocuğun sesini biraz daha kısarak yetişkinliğe sürüklendik. Yine de o çocuk hâlâ orada; kendi küçük savaşlarını verirken, biz de dışarıda büyük savaşlarımızla boğuşuyoruz. Her birimizin büyürken deneyimlediği duygular aslında çok benzer. 80’lerden 2000’lere uzanan o dönüşüm… Çocukluk ve ergenlik arasında sıkışan hayaller… Sokaklarda oynadığımız son nesillerden oluşumuz… Hepsi bugün hâlâ içimizde yaşamaya devam ediyor. Hatırladıkça içimi hem hüzün hem sıcaklık kaplıyor: Uçaklara el salladığım günleri, bayram şekeri kokusunu, sokak oyunlarının heyecanını, gökyüzüne bakıp her uçakta kuzenimin olduğunu sandığım o saf anları… Ve şimdi, o saflığı yeniden bulabilmek için hâlâ uçaklara el sallamamı. Bugünün çocukları ise ekran ışıklarıyla büyüyor. Dış dünyanın baskısı, okul yükü, akran kaygısı, hızla akan çağın karmaşası… Ve tüm bunların ortasında kendi benliklerini ar...

İÇTEN GELENLER-yAZIK iNSANLAR

 “Yazık insanların” arasında olduğumun farkına varmak ne kadar zor aslında. Kim mi bu yazık insanlar? Bazen karşılaştığım şeylere şaşırmaktan yorulduğumu fark ediyorum. Evet, kabul ediyorum; hayatın kargaşası içinde yaşam sevincimizin tükendiği, sadece nefes alıp verdiğimiz zamanlar oluyor. Ama yine de… Sadece nefes alan bir bedenden ibaret olmadığımı hissetmek beni ürkütüyor. “Yazık insanlar” dediğim de işte tam olarak bu: ruhunu unutmuş, sadece bedeniyle yaşayanlar. Ve çoğu, bunun farkına bile varmadan aramızdan ayrılıyor. Fani dediğimiz bu Dünya’da, yaşadığı coğrafyadan, sahip olduğu evden, yatağından, durumundan ve hatta bedeninden bile rahatsızlık duyan tek canlı biziz. Bu güzelim evrene, Yaradan’a ve yaradılana karşı nasıl bir bencilliktir bu diye düşünmeden duramıyorum. Oysa hepimiz biliyoruz ki buradan yalnızca bir beden olarak değil, bir ruh olarak geçiyoruz. Peki bizi diğer canlılardan üstün kılan ne? Akıl mı? Onlarda da var. Yetenek mi? Hem de misliyle. Özellikle ...

İÇTEN GELENLER-hAYAT kAVŞAĞINDA dUR tABELASI

       Yeri geldiğinde dur demeyi de, durmayı da bileceksin. Hani derler ya ''haddini, hududunu, sınırını bileceksin''. İşte, o misal.        Yaşamımız boyunca tanıdığımız ya da tanımadığımız, lakin konuşmasak bile karşılaştığımız ve aynı ortamda bulunduğumuz insan canlıların bile bizim üstümüzde bir etkisi olduğuna inanıyorum. Mesela; bu görüşümün en güzel ispatı, ''Frenge'' dizinde ' olasılık hesaplama ' sahnesidir. Karakter, elindeki kalemi kaldırımdaki posta kurusunun üstüne bırakır ve kalem yere düşünce işler artık kimsenin beklediği gibi gitmez. Kahramanımız dışında.         Tanımadığımız kişilerin başlattığı ve bizim tanıdıklarımıza, hatta hayat akışımıza etki eden bu olasılıklar, tıpkı yolun ilerisinde olan dur tabelası yada  ikaz tabelasıdır. İkaz tabelasıyla, dur tabelası arasındaki zamanın analizini ise insan canlı belirler. İster sevdiklerimiz bizi çok düşündüğünden, ister sevmediklerimiz bizi hiç düşünmed...

YUVAMA

Geçen zamanın telafisi olmaz biliyorum ama niyet ediyorum ki bundan böyle seninle her günümüz kırk yıl hatırında, acı kahve tadında ve de çok aşkla olsun  :)

YUVAMA

 bU şAŞKINLIK iÇİNDE şAŞKIN OLMAK çOK gÜZEL 

YUVAMA

 hANGİMİZİN oLDUĞUNUN bİR öNEMİ yOK! sADECE;  bİRİMİZ kÖR, bİRİMİZ kÜTÜK :)

YUVAMA

 aSIRLARDIR yALNIZIM sANIYORDUM mEĞER sENSİZMİŞİM 

gÜZEL kIZIM'A - gÜLÜŞÜNE...

Sen gönlüme geldin geleli her mevsim bana bahar, Sen dünyama girdin gireli her güm bana hazar, Sen gönlüme dokunduğundan beri her yer çiçek açar, Sen ruhuma işledin işleyeli aşkın etti beni bahtiyar. *** Gözlerin karanlıkta bile ışık saçar, Gülüşün güneştir içime ışık saçar, Sevgin sihirdir koruyup kollar, Sen beni sevdin seveli başka kimsenin olamadım ben zaar!  24.08.2024

KISA CÜMLELER

 oNLAR gİBİ oLMAK iSTEMİYORSAN kENDİN oL!                                                                                                                                                  29.08.2024

iÇTEN gELENLER- gÜNLÜK - 06.12.2025

       Halbuki senelerce cam kenarı olmuşum ben kendi hayatımda. Nereye koydularsa hep öyle konmuşum. Sinmiş vücuduma toz kokuları.        Halbuki senelerce çerçeve olmuşum ben kendi hayatımda. Sadece sevdiklerimle var olan bir de kalplerde yaşayan onca güzel anı duvarlarda.        Halbuki camın kendisi olmuşum ben. Şeffaf tenimden geçen güneş ışıkları vücuduma renk verirken tıpkı gökkuşağı gibi renkli. Bir de çok kırılgan, kırılınca keskinleşen, silinince parlayan cam bir vazo.   Öyleyse kırılmasını bekleme. Sen çatlattın, gerektiğinde sen kır. Sükunet, sabır, şükür. Hayallerin olduğu kadarsın, iyi değilsen hastalığın kadarsın, sevince sevildiğin kadarsın, yaşadığın kadarsın, yaşattığın kadarsın... Sen, çok kadarsın. Ben, çok kadarım. Bizler, hep kadarlarız.  06.12.2025 

YUVAMA- bİR öMÜR-

Son derece 'geceydi' o gece, gecenin rengi. Tıpkı senin bakışların gibi. Aynı zamanda aşk kokuyordu hava. Sanki senin kokunmuş gibi. Işık saçıyordu gözlerin gözlerimle buluştuğunda. Tıpkı berrak bir dolunay gibi.  Sakin akan bir derenin yanında, yemyeşil yemyeşil çimenlerde oturuyormuşçasına buldum kendimi o anda. Sanki gün batımı huzurundaydım gecenin o karanlığında. Çünkü, gülümsüyordun tüm kalbinle bana. Ben de sana. Ruhlarımız birbirine akmıştı, hissettim. Sonra, takılı kaldım gülüşünde, Sonra da dokunuşunda.  Tutsak oldum sevgilim ben, seninle olacak tüm sonralara. Gönüllü oldum sevgilim ben, seninle geçecek çok zamanlara. Bir de esirin oldum sevgilim ben, güzel bakan kalbinde bir ömür yaşlanmaya.  01.07.2025

SEVDİKLERİME MEKTUĞLAR-sENİ hİÇ - gÜZL kIZIM bAİLEYSİM'E

       Midilli Adalarına nazır harika bir gün batımı daha yaşıyorum. Rüzgarla birlikte hırçınlaşan denizin bazen yortarcasına dalga sesleri, bazıysa durgunlaşan dalga seslerini dinliyorum. Alabildiğine mavi bir deniz ve gökyüzü huzurunda şükür dolu bir gün daha.   Saçlarımı uçuş uçuş eden ve sersemleten rüzgar güneşin sıcaklığıyla birleşince çekilir oluyor.        Dingin ve anlayan kalplerle olmanın vermiş olduğu huzursa ayrı bir şükür sebebi. Aynı yerde olmasak  bile bugün yine sevdiklerimle konuşup, aynı yerde olduğum güzel kalplerle birlikte gülümsemem de başka bir şükür sebebi.        Bugünlerde kalbim çok acıyor. Hayattaki en yakın dostumu, gölgemi, dertaşımı, evladımı kaybetmenin acısı kalbime ok gibi saplandı. Pamuk prensesimle birlikte geçirmiş olduğum 16 yıl sürecinde o, benim için görevini tamamladı ve gitti.        Düşünüyorum da; yaşanmış olan hiç bir şey gerçekten boşuna yaşanmamış ve ...

iÇTEN gELENLER- yARDIM tÜYOSU

     Hayatım! Lavabo tıkandı. Yardım eder misin? sorusunu sormaya ihtiyaç duymayan kadınların aslında tam tersine bu soruyu sorup yardım istemeleri muhtaçlıklarından değil! Hele ki yapamayacaklarından hiç değil. Sevdikleri erkeklerden sadece destek almak istemeleri olmalarıdır. Tıpkı bir kavanozun kapağını açabilecekken de yardım istemesi gibi. Yoksa kavanozun kapağını sert zemine döndürerek vurulduğunda havasının çıktığını hepimiz mutfak tüyosu olarak biliyoruz:)  18.07.2025

İÇTEN GELENLER- sADECE sEVGİ dOLU bİR dÜNYAYA ...

      Evrende nefes almaya başladığımız an'dan itibaren sevgiyle donatılır etrafımız. Sonra aşama aşama görürüz, tadarız, dokunuruz, anlarız.        Evrendeki yolculuğumuzu gerçekleştirdiğimiz süreçte de daima yenilenir farklı örneklerle ve hep aynı devam eder. Böylece büyümeye başlar ruhlar bedenleriyle birlikte.        Lakin, tüm bu evrenimleşmeler yaşanmadan önce asıl yukarıda sıralamadığım '' duyu'' ile başlar asında her şey insan canlının yaşamında. D aha anne karnında duyumsamaya başlarız her şeyi. Hafızamızda asla yer etmeyecekte olsa sistemimize kodlanır aslında o sesler. Mesela; baba, anne karnındaki bebeğe doğana kadar ninni söylediğinde, bebek bu bilginin ona aktarılmış olması haliyle doğar. Bebek ağladığında baba kulağına aynı ninniyi söylediğinde bebek sakinleşir. Baba canlının sesi tanıdık!       Duymak, en önemli duyu organımızdan biri bence. Elbet teki diğerlerinin de eksikliği asla hafife alınmaz...

KISA CÜMLERLER

Sevdiğini söylemeli mi? Hissittirmeli mi? Bence her ikiside eşit olmalı. Birbirini tamamlayan sevgi tanımı tam da böyle olmalı.

yARA

Zamanında açılan yaraları bazen sen bile tamir edemezsin kendi kendine. Tıpkı zehrin aynı zamanda panzehir de olması gibidir bu yaralar. Panzehiri tam da o yarayı açanındır ve senin ruhuna, bedenine, sana iyi gelecebilecek ondan başkası değildir aslında. Sevgilerimizin her daim ışık dolu olması dileğimle. Dünyada mutlu bir daha :)

kENDİME VE sEVDİKLERİME mEKTUPLAR yAŞ 39’ uma

Nefes almış olduğum hayat zamanımın içinde yine, yeni bir kavşaktayım. Tıpkı her insan canlı gibi. Ulaşmış olduğum bu kavşakta daha bi benliğimi arıyor, daha bilinçli adımlar atmaya çalışıyorum. Bu kavşakta olmuş olduğum canım sevdiklerimle yürekten yüreğenin vermiş olduğu huzurun tadını yaşayabiliyor olmanın vermiş olduğu bu güzel enerjimde. Kimi kilometrelerce ötede, kimi bir sokak uzağımda, kimi aynı şehirde ya da ayrı şehirde olan yüreği güzel tüm sevdiklerim ve hayatıma eşlik edip gidenler! Hepimize bu günkü beni ben yaptığınız için sonsuz teşekkürler. Kimi sabrıyla, kimi sevgilisiyle, kimi saygısıyla, kimi önemseyişiyle, kimi aldırmayışıyla, kimi nefret edene, kimi mutluluğa boğan, kimi ağlatan , kimi sadece bir merhaba demeyen, güzel yürekli küçücük dünyamda ki beni evren yapanlarım:) En çok ta canım kızlarım ve yeğenlerim💕 canım ailem ve dostlarım. Kız kardeşlerim ve yoldaşlarım; yolumuz hep ışık içinde birbirimize inanarak olsun🙏🏾 39. Kavşaktan yeni , güzel, huzurl...

İÇTEN GELENLER- yAŞAMAYI öĞRETMEK

 Dünya gezegenine rularımızın geldiği ilk günden beridir ki insan canlının yaşamayı öğrenmesi beklenmektedir. Sadece tabiatın öğrettiklerine değil, tabiatın kendisi olandır asıl ruh. Bitkiler yaşamanın ilk var olduğu andan itibaren var. Elementelerse bizlerin var olma nedenimiz değil midir zaten! Ve her şey zaten bir enerjiden ibaret değil midir? İnsan canlnın doğadan öğrenmesi gereken bir çok ders var aslında. Üremenin haricinde, evrilmenin haricinde, yaşam denilern zaman döngüsünün akması için ve bunu kendi enerjieriyle yapabilmelerinin nedeni;dünya gezegeni için var oluş sebepleri. Bu kadar güzel muazzamlıkları göremiyor hatta ve hatta içinde olduğumuzu bilmeden de inkar ediyor olsak ta, aslında biz ruh enerjileri de o tabiatın eksik puzzellarıyız. Zaman döngüsü ilerledikçe bu ruhlar gerçekten cennetin de aslında kendisinin içinde yaşadığımızı anlayacaklar.   Gün içerisinde insan canlının nefes aldığı bu yaşam döngüsü paralelinde bulunduğumuzun bile farkında olmadan za...