İÇTEN GELENLER-Bir Neslin Sessiz Hikâyesi

Bir Neslin Sessiz Hikâyesi

Sonsuza dek mutlu yaşadılara inanarak büyüdük biz…
Zamanın içinde savruldukça, içimizdeki çocuğun sesini biraz daha kısarak yetişkinliğe sürüklendik. Yine de o çocuk hâlâ orada; kendi küçük savaşlarını verirken, biz de dışarıda büyük savaşlarımızla boğuşuyoruz.

Her birimizin büyürken deneyimlediği duygular aslında çok benzer. 80’lerden 2000’lere uzanan o dönüşüm… Çocukluk ve ergenlik arasında sıkışan hayaller… Sokaklarda oynadığımız son nesillerden oluşumuz… Hepsi bugün hâlâ içimizde yaşamaya devam ediyor.

Hatırladıkça içimi hem hüzün hem sıcaklık kaplıyor:
Uçaklara el salladığım günleri, bayram şekeri kokusunu, sokak oyunlarının heyecanını, gökyüzüne bakıp her uçakta kuzenimin olduğunu sandığım o saf anları… Ve şimdi, o saflığı yeniden bulabilmek için hâlâ uçaklara el sallamamı.

Bugünün çocukları ise ekran ışıklarıyla büyüyor. Dış dünyanın baskısı, okul yükü, akran kaygısı, hızla akan çağın karmaşası… Ve tüm bunların ortasında kendi benliklerini arayan yepyeni bir nesil.

Ama biliyorum ki bu duyguları yalnız ben yaşamıyorum.
Hepimiz büyürken biraz yara aldık, biraz güçlendik, biraz kaybolduk, biraz bulduk. Herkes hata yapar. Herkes yanlış yollara sapabilir. Büyümenin özü de budur zaten.

Son zamanlarda izlediğim bir Netflix yapımı bana bunu yeniden hatırlattı:
Ebeveynlerin aslında hâlâ büyümeye çalışan çocuklar olduğunu…
Çocukların ise hızla büyümeye zorlanan genç ruhlar olduğunu…

En mühimiyse tam da o tarihlerde yaşadığımız, karşılaştığımız olayların ve kişilerin gidilecek yönlerimizde etkili olduklarını bilmeden şuursuzca yaşadığımız dönemdir işte bu dönem. Hangimiz o yıllarda yaşadıklarımızın bu günümüze hiçbir etkisi olmadığını söyleyebiliriz ki!

İşte tam da bu sebepten dolayı daha önce içinden geçmiş olduğumuz bu durumdan dolayıdır ki çocuklarımızı her ne tercih ederlerse bizlerle paylaşmaları için onlara anlayış göstermeliyiz. Çocuklarımızı hayata ne kadar hazırladığımızı sanarsak sanalım, elbet hata yapacaklar. Tıpkı zamanında bizlerin de küçüklü büyüklü hatalar yaptığı gibi. Kabul, bizler, onların saç teline dahil kıyamazken, onlar yaptıkları hataların cenebesini çekecekler. Lakin her ne kadar başarılarında onların yanındaysak bunun tam tersi durumunda da onlarla birlikte aynı yürek olup, sevgimizle onların yanında olduğumuzu belli etmeliyiz. Unutmayalım ki onlar kabuklarını kırıp, içinden çıkan bireyler.

Ve tüm bunların en başına gelecek olursak, evrenin haz üzerine kurulu akışı. İşte bunu asla görmezden gelemeyiz. Nesillerin devam etmesini sağlayan bu kendine çeken haz bizleri tetikleyen, o derin çekim gücü. Biz canlıların ve çağların sürmesini sağladığımız nesillerimizin aslında sadece iç güdü ile de hareket ettiklerini azımsayamayız. Bu önemli. Çünkü ruh eşimizin bizimle buluşmasını sağlayan düzen de bu. Ve iyi ki bu düzen var.  

Bugün partnerimle sadece bedensel değil, ruhsal olarak da aynı frekansta buluşabilmek, hayatın en büyük armağanlarından biri benim için. Madem bu alemde bulunmamız mucize öyleyse ben kalbimi ve benliğimi bütün mucizelere açıyorum. Her güne şükür.

“Nefes olmak ve nefes almak ne kadar iyi gelirmiş meğer ruha…
Sen ki; barıştığında onunla.”





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YUVAMA- bİR öMÜR-

kENDİME VE sEVDİKLERİME mEKTUPLAR yAŞ 39’ uma

iÇTEN gELENLER- gÜNLÜK - 06.12.2025