iÇTEN gELENLER -SEVGİ VE IŞIKLA

    Bugün 'iyi ki benim ailem' dediğim canım ailem için, gerek evlat İlkay olduğumdan, gerek İlkay ablalık vasfımdan, gerek kardeş İlkay vasfımdan ama, az ama çok avucumdan çıkan tüm sevgiyle yaptığımı biliyorum.

     Neden mi? Çünkü bunu bilmemi bana ailem sağlıyor. 

     Hayatta herkesin kendine olduğu gibi sevdiklerine de olan yapmaları gerekenler görevlendirilmeye geliyor. Hani derler ya " sen değiştin" aslında insanların yaşadıkları olgunlaşmalar değişikliğe dönüşüyor. Karşındaykiyse eğer seninle bu düşüncede değilse, bunun idrakını sağlayamıyor. Çünkü artık "sürekliliği olmayacağını    "anladığında titreşmeler başlıyor. 

     Gözlemliyorum şöyle bir kendimce etrafımda ve Dünya'da olup biteni. Hani derler ya é"herkes Dünya'dan bii haber!" . Aynı öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz. Herkes birbirini sevdiğini söylüyor ama herkes hep önce ben derdinde. Bazen sonra ben de demeli. İçinde bulunduğumuz tarih zamanında bu kadar kaus yaşanırken ne kimse ders çıkartmaya çalışıyor kendine ne de elinde olanla yetinmesini biliyor. Çalışmış olduğum kurumdaki gençlerle sohbetlerimiz oluyor. Her biriyle çeşit çeşit diyologlarım var. Her biri gerçekten hala temiz kalpli insanlar. Elbetteki gençliğin vermiş olduğu bir çok etkenleri var üzerlerinde. Tadını da çıkarmalılar bence de. Hangi birimiz bir daha bir önceki saniyeye dönüyoruz ki. Yaşamda diliminde toz zerreciği bile olmadığımız şu koskoca evrende neden bu kadar heba olup gidiyor diye düşünüyorum insanlık için. Kendimi bildim bile uzaylılar aranıyor ama bunun tam tezatı olarak belki de asıl uzaylılar biz olabilir miyiz diye düşünmüyor da değilim. Evet, evrende kesinlikle yalnızız diye nitelendirmiyorum, bu bir bilinmez zaten, şimdilik. Ama bizler şuan da bu Evren' de uzun zamandır bir yaşam olduğunu biiyoruz. İzlediğimiz belgeseller de ya da okuduğumuz yazılarda ' Sadece Dünya' da hayat var' sözüyle sık karşılaşmışızdır. Karşılaşmaya da devam edicez. Peki uzayda yaşayan uzaylılar neden biz olmayalım? Bir de üstüne üstelik yaşayan en zeki hayvanlar bizler iken, neden bunun tadına bu kadar varılmıyor? 

     Ben İlkay AKAY olarak, çok şükür ki bu kadar Dünya kaosunun içinde kendi bulunmuş olduğum !" hayat dünyamda çok şükür ki mutluyum. Bunun devam etmesi için de ertelemem ne gerekiyorsa ertelerim, neyi bırakmam gerekiyorsa onu bırakırım, kalbimin sesiyle yoluma sevdiklerimle edebildiğim kadar ederim. Bazen sevdiğini de bırakmalı, kendini sevmeye devam edebilmek için. Sev ama terk et! Eğer ki zamanı geldiyse. İşte biz de bu mantıkla bu Dünya'yı sevmeli ve zamanı geldiğinde terk etmeliyiz. Artık nereye gideceksek ya da asılı duracaksak? Belki de ana rahminden doğan bebek misali başka bir alem yada her neyse ona doğacağız. Belki de bu kaos bu sebepten dolayı yüzyıllardır böyle. Peki insani duygularımızı da bu kadar yoğun yaşamak varken ben de seçimimi insani duygularımı yaşamayı tercih ediyorum. Yorgunluklarıyla, kırgınlıklarıyla, kahkahaları ve gözyaşlarıyla yaşadığım hayatımda şuan gerçekten çok şükür ki huzurluyum.
Elbette ki yaşanılan zaman tarihinde nefes almaya çalışmak değil de, sürekli hayatta kalma mecburiyetiyle yaşamak olunan bir dünya gezegeninde yaşıyoruz. Ne tezattır ki yine etrafımızda " nefes almanın önemini anlatan kitle" çoğaldıkça çoğalmakta. Bunu duymadan devam etmeye, devam ediyoruz. Bir hayvan insan günde yaklaşık 25 bine yakın nefes alıp veriyor ve bunu beden farkındalığıyla sağlayabiliyor. Lakin bunun da farkında değil. Halbuki ne kadar güzel sistem. Unutmamak zorunda olduğun bir mekanizma değil. Tek şansın var almamak için o da bu dünya gezegeninden gitme zamanın geldiğinde. 

Demem o ki; sözü de fazla uzattım:) Serçe parmak kangren olduysa yapılması yapılması gerek. Ki daha fazla yayılmasın. Biraz sert ama insanlar kendine nefes alamazsa belli bir zaman sonra kendi nefesleri kesiliyor. 

Tanığım ve zaman geçirmekten keyif aldığım güzel insanlar var. Onlarla da zaman zaman birbirimize desteklerimiz oluyor. Her biri kalplerindeki iyilikle devam etmeyi arzu ediyorlar. Ve her birinin gerçekten kendine göre yorgunlukları var. Acıları var. Mutlulukları-kahkahaları var. Her bir kimsenin de vardır tanıdığı. hatta belki sizsinizdir. Kendiniz aynada baktığınızda kendinizi nasıl görüyorsanız oysunuz! Kimseye değil ama kendine kim olduğunu itiraf et! Ve kendine inan! Bunu kimseye göstermek zorunda değilsin ama kendine öylesin! Olmalısın da!

     Ne derler bilirsin? Zaman en iyi ilaçtır. Ama hatırlayalım ki zaman her ne kadar bize de ilaç gibi gelecekse, sevdiklerimize de ilaçtır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YUVAMA- bİR öMÜR-

kENDİME VE sEVDİKLERİME mEKTUPLAR yAŞ 39’ uma

iÇTEN gELENLER- gÜNLÜK - 06.12.2025