iÇTEN gELENLER-HER DERS, BİR ÖDÜLDÜR :)
Uzun zamandır sevdiklerimin,
benim hakkında ne düşündüklerini öğrenmek istediğimi gözlemek istedim bir gün,
iş yerimin siyah yangın merdivenlerinde otururken. Sonra bunu neden istediğimin
sorusunu sordum kendime. Sahi! Nereden çıkmıştı bu soru durduk yere? Vardı
herhade benliğimin bana bir anlatmak istediği, diye düşündüm sonra. İşte o uzun
zamandır, hepsininin beni yüreklerinden görebilmenin mutluluğunu ve sükünetini
yaşıyorum. Hepsinin yürek gözlerine, yüreğimin gözlerini kenetlemişim. Çok
şükür. Her birinin vakit geçirdiği İlkay, her biriyle güzel vakit geçirdi. Çok
şükür ki bunları duyabilmenin mutluluğuyla mahcup oluyor kalbim çoğu zaman. Çok
seviyorum her bir birini. İşte; onların görüşleri, bu yüzden benim için çok
kıymetli ve değerli. Çünkü; aslında kim olmam gerektiğini bana öğretenlerimdir
her biri.
Peki bugün? Bu yaşadığım
hissiyatı neden itiraf ediyorum şimdi? ‘Nerden çıktı bu soru? ’ dediğim, başka
bir gündeyim dostlar.
İnsanlar, kendi güzelliklerini hep anlatırlar. Lakin iş
karşı tarafa gelince hep çirkiliklerinden söz ederler başkaları için
birilerine. Etraflarındaki insanların ne yaptıklarıyla, ne yiyip-içtiklerine
kadar herkes birbirini gözlemlemekte. Kimse yemeğini yiyemeyip, içeceklerini
içemeyipte evlerinde sıcacık yataklarında olma hissiyatını yaşayamayanları
gözlemlemiyor. Çok yazık! Neyyse, bu
zaten tamamen başka bir konu.
Lakin
dostlar kısacası; ben başkalarının ne yapıp yapmadığına değil de, kendim ne
yapıp yapmadığıma dair olan gözlemlerimi topladım her birinden. Ve onların
gözünden kendimi dinlemek aslında bir nevi ışık oldular düşüncelerime. Bazı
yazacağım maddeleri uygulama vaktinin gelip çattığının sinyallerini hiç te
farkında olmadan Derin’im gösterdi bana. Aslına bakarsanız, bu benim de uzun
zamandır bildiğim ve uygulamaya koymak için sürekli ‘ şu da bitsin ondan sonra’
sına döndü benim önceliklerim çok uzun zaman önce. Ama artık bunu devam
ettiremeyeceğim. Gerçekten, neleri yapabilirimleri yaşayabimeyi ben çok
istiyorum. Çok şükür sağlıklıyım lakin, her gün ağrılarla birlikte yaşamak
istemiyorum. Bunun için doktora gitmeye vakit bulmaya çalışıyorum. İşte burada
başlıyor yanlış! Aslında bunun vakit bulmaya çalışmamalıyım. Canım kız kardeşim
dün bana; ‘- eğerki senin yaptığını ben yapsaydım, bana doktora gitmediğimden dolayı
‘ bunu kendime yapmamam gerektiğini ve benim özel olduğumu, hemen git dersin ’
‘ dedi. Ardında güzel yapıştırdı ‘ Peki bunu kendine neden yapmıyorsun? Neden?
‘ diye. Çok haklı. Kendim için bana güzel gelebilecek hiç bir şey yapamıyorum
mu? Yapmıyor muyum? Çok kızdım kendime. Baktım canım kızıma bu sabah, her
sabahki gibi, yine! Bu işte bir yanlışlar var dedim. Son zamanlarda gerçekten
çok ağrılarım var. Ve bunu yapmak için zaman ayırmıyorum kendime diye çok
kızdım. Ben benim için bana iyi gelecek olanı yapmaya nasıl zaman ayrımam! Daha
önceden h,ç mi ayırmadım. Elbetteki hayır, Tabiki de bir sürü yere gittim.
Aslında vücudumun bu duruma gelmesinin asıl sebebi de işte yine bu yüzden.
Kendimi hep sevdiklerim için ertelemem. İtiriaf ediyorum ki bazen bunun tam
tersi, tezat olmak istyorum. Ama aslında bunun tezatı da olması gerekmiyor.
Daha önce bir yazımın içinde yine geçirmiş olduğum bir film film repliği vardı
‘ Kendine nefes almadan yaşayamıyor insan! Ben sadece artık kendime nefes
almaya vakit ayırmam gerektiğini uzun zamandr bilip te, önceliklerimi
geçiştirmek istemiyorum. Ve kendim şunu hep hatırlatıcam ‘ Çocuk ebeveyninin,
aynasıdır’.
Şimdi
kendime verdiğim bu değerli vakti ödüllendirmenin zamanı ; Bailey’s hanımın çiş
zamanı J
Yorumlar
Yorum Gönder