iÇTEN gELENLER

 


Sonbahara mevsimine gireli cok olmamışti. Sokaklarda ağaçlardan düşen kimi sari, kimi kızıla yakın yapraklar güz mevsiminin bütün güzelliğini gösterirken, yaklaşan kış mevsiminin de haberciliğini üstlenmekteydi güz mevsimi, yaza veda ederken. Çokta dolu olmayan sokaklar arasında  bir süre yürüyüş yaptıktan sonra dinlenmek için yanından geçtiği parkta da bir süre yürüdükten bir müddet sonra dinlenmek için duraksadı. Söyle bir etrafına baktı ve sanki onu çağıran yemyeşil çimenlere doğru ilerledi. Uzanmalıyım diye aklından geçirdi. Uzanmak için önce çömeldi, ayakkabılarını sonra çoraplarını çıkardı. Yalın kalmış ayaklarını çimenlerde uzatırken kendisi de çoktan oturmuştu. Ayaklarıyla toprağı hissederken taban altına vuran çimenlerde gıdıķlar gibi okşuyordu onu. Uzandı sırt üstü ve gözlerini berrak maviye teslim etti. Saçlarına ve yüzüne değen rüzgar, yazdan kalma güneş sıcağını serinletirken, sanki el değermiş gibi okşuyordu tenini
  Kulaklığindan gelen müzik sesi ve mavi görüntüsüyle başbaşa kalmıştı o an. Gökyüzünde oynayarak uçuşan kuşlar gözüne takılırken bir yandan ,içinde yolcu taşıyan uçak takıldı ardından gözüne. Ne kadar uzaktaydılar aslında ve geçip giderken gözlerinden manzara beyaz bulutlara takıldı bu sefer gözleri. Düşüncelere daldı istemsizce. Aklındakiler, kalbindekiler de iste böyle uzaktı aslında. Geceli çok olmustu hayatından ama o sanki o beyaz bulutlar gibi asılı kalmıştı olduğu yerde. Kapadı gözlerini ve güneş döndü yüzünü. Sanki bütün sıcaklığını teninde hissetmek istercesine. Zaman da, hayat ta akıp geçmekteydi onun inadına.



15.10.2021

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YUVAMA- bİR öMÜR-

kENDİME VE sEVDİKLERİME mEKTUPLAR yAŞ 39’ uma

iÇTEN gELENLER- gÜNLÜK - 06.12.2025