Kayıtlar

ŞİİR- aNLADIM

Seninle anladım… Bir insanın kalbine dokunmak, aslında kendi kalbine yeniden ulaşmakmış. Aşk bazen büyük sözlerde değil… İki ruhun aynı anda usulca birbirine yaklaşmasındaymış.”

İÇTEN GELENLER- bEN VE aYNAYA bAKAN bENİmLE...

Resim
  Bugün kendime yazıyorum. Uzun zamandır aynadaki kendimle konuştuğum kendime. Sizle biraz dertleşsem, bir de bi betimleme yapsam bana zaman ayırır mısınız? acaba benim yerime kendinizi koyar mısınız? Belki birazda kendinizden bir şeyler bulursunuz.                 Derdim ki çatı katı sıcak bir yuva, sevdiğim adamla koyun koyuna, yavrularımızla el ele, sevdiklerimle yürek yüreğe kocaman bir sofrada.                 Sevmenin ve sevilmenin tadını doyasıya çıkardığım, dokunmaktan kendimi alamadığım, yüreğimi yüreğine yaslayacak, tıpkı okyanustaymışçasına kendimi bırakacağım bir yürek, bir omuz…                 Mutlu olduğunda senin mutluluğundan bile mutlu olan, gözünün içine bakmaya kıyamayan, delisiye kıskanan ama bunu sadece aşk dolu bakışlarında saklayan, d...

İÇTEN GELENLER-çATI kATI mUTLULUK

  Birden karşılaşınca mutluluk diyarında, Gözlerine baktığımda seni değil, kendimi gördüm karşımda. Uzanamayacak kadar uzak sandığım o bağı hissettim sonra, Tam da kalbinin ortasında. Gözlerine doyamadığım yeşil ormanında sakladım kendimi, Ve sevgi taşları bir bir dizildi yüreklerimize. Hayal edersin ya hani; “sonsuz mutlulukla yaşadılar” diye… İşte o hayalin tam da içindeyim şu anda, Çatı katı mutluluk diyarında. Sevdiklerimizle güzel bir gün daha… Bazen yan yana olamasak da.

İÇTEN GELENLER-Bir Neslin Sessiz Hikâyesi

Bir Neslin Sessiz Hikâyesi Sonsuza dek mutlu yaşadılara inanarak büyüdük biz… Zamanın içinde savruldukça, içimizdeki çocuğun sesini biraz daha kısarak yetişkinliğe sürüklendik. Yine de o çocuk hâlâ orada; kendi küçük savaşlarını verirken, biz de dışarıda büyük savaşlarımızla boğuşuyoruz. Her birimizin büyürken deneyimlediği duygular aslında çok benzer. 80’lerden 2000’lere uzanan o dönüşüm… Çocukluk ve ergenlik arasında sıkışan hayaller… Sokaklarda oynadığımız son nesillerden oluşumuz… Hepsi bugün hâlâ içimizde yaşamaya devam ediyor. Hatırladıkça içimi hem hüzün hem sıcaklık kaplıyor: Uçaklara el salladığım günleri, bayram şekeri kokusunu, sokak oyunlarının heyecanını, gökyüzüne bakıp her uçakta kuzenimin olduğunu sandığım o saf anları… Ve şimdi, o saflığı yeniden bulabilmek için hâlâ uçaklara el sallamamı. Bugünün çocukları ise ekran ışıklarıyla büyüyor. Dış dünyanın baskısı, okul yükü, akran kaygısı, hızla akan çağın karmaşası… Ve tüm bunların ortasında kendi benliklerini ar...

İÇTEN GELENLER-yAZIK iNSANLAR

 “Yazık insanların” arasında olduğumun farkına varmak ne kadar zor aslında. Kim mi bu yazık insanlar? Bazen karşılaştığım şeylere şaşırmaktan yorulduğumu fark ediyorum. Evet, kabul ediyorum; hayatın kargaşası içinde yaşam sevincimizin tükendiği, sadece nefes alıp verdiğimiz zamanlar oluyor. Ama yine de… Sadece nefes alan bir bedenden ibaret olmadığımı hissetmek beni ürkütüyor. “Yazık insanlar” dediğim de işte tam olarak bu: ruhunu unutmuş, sadece bedeniyle yaşayanlar. Ve çoğu, bunun farkına bile varmadan aramızdan ayrılıyor. Fani dediğimiz bu Dünya’da, yaşadığı coğrafyadan, sahip olduğu evden, yatağından, durumundan ve hatta bedeninden bile rahatsızlık duyan tek canlı biziz. Bu güzelim evrene, Yaradan’a ve yaradılana karşı nasıl bir bencilliktir bu diye düşünmeden duramıyorum. Oysa hepimiz biliyoruz ki buradan yalnızca bir beden olarak değil, bir ruh olarak geçiyoruz. Peki bizi diğer canlılardan üstün kılan ne? Akıl mı? Onlarda da var. Yetenek mi? Hem de misliyle. Özellikle ...